Sekizinci Sayfa

İki insan arasındaki iletişimin bilinen en uç noktası olan telepatiye bir minibüsçü ile ulaşmış olmam, gerçekten kendi adıma çok üzücü ve çok şaşırtıcı bir olay.

Benim için haftanın en yoğun günü olan pazartesi gününü yine bir şekilde bitirmiş olmanın rahatlığı ile önce motorla beşiktaştan üsküdara geçmiştim ve metrelerce uzanan minibüs kuyruğunda, sırtımdaki çantanın ağrılığı dakikadan dakikaya artarken, yaklaşık yarım saat beklemiştim.

Son durağa doğru yaklaşırken, "hehe ulan şimdi desem ki ben buradan caddeye nası cıkıcam, hani bana ineceğim yerde haber verecektiniz, beni yanlıs getirdiniz desem, cıngar cıkarsam hehe" diye çok gereksiz bir düşünce kafamın içinde yankılanıyordu. (bugünden bakınca geriye, pazartesi günlerimi bu kadar dersle dolduran rektöre lanet yağdırıyorum hatta) bu sırada, ipodumda çalıp kafamın içinde dans eden Travis'in büyülü notaları ile daha bir haşır neşir olabilmek için sesini sonuna kadar açarken minibüs şöförü yavaşça sokağın başında durdu "abi caddeye burdan cıkıcan bak bu sokağa devam et sonuna kadar" dedi. ! ! :o


Minibüsün kapısında bir kaç metre sonra inmeyi beklerken bir anda dumurlardan dumur beğenir halde bulmuştum kendimi.


"yok abi ben son durakta inicem" dedim. adamda "hee karıştırdım ben hehe kusura bakma" diyip gaza bastı ve minibüsü yanaştırdı,


ben minibüsten inip evime doğru yürümeye başladım,

Travis, ipodumdan kulağıma fısıldamaya devam etti:

"Why does it always rain on me?"

en yakın zamanda aynı minbüsçüye denk geldiğim zaman telepati gücümle 1 üsküdar uzatmayı denicem. hodri meydan


Cidden, "Why does it always rain on me?"

2 comments:

triancula dedi ki...

hakaten güzelmiş :))) minibüsçülerin yaptığı bomba hareketleri bi kağıda yazıp kalbimin orta yerinde bir meydanda asılı tutmak ve habire aklımda geldikçe kopmak, gülmek ve bilumum kahkaha çeşidi atmak istiyorum.blogspot.com! :))


beni bi tanesi indiremedi geçen gün, iniyorum ama inemiyorum adam tamam diyor durcak sanıyorum bu arada kapı da açık, öyle bi 10 saniye ikide bir iniş girişimi yapsam da beni her defasında "inmeeeeeee, ölümü gör inmeeee" dercesine indiremedi abicim, bastı gaza. ah abi ah. sen dedin de ben indim mi? :))

Mert... dedi ki...

haha minibüsçüler benim ömrümü yiyen bir meslek grubu zaten. son durakta binip son durakta inen bir kişi olduğum için onların en saf haline tanık oluyorum. bütün bir yolculuk boyu onların kafasının etini yiyen insanlar minibüsten inerken "hayırlı işler şöför bey" dedikten sonra o içten "saolun efendim" den sonra ağız dolusu ettikleri küfürleri ne siz sorun ne ben söyliyim :))

sinir sahibi bir meslek. psikologlar derneği ile minibüsçüler odası yan yana olmalı bence. başka bir çözüm bulamadım.

deli bunların hepsi yahu! :)

Copyright © 2009 - Ben ve Kendim - is proudly powered by Blogger
Smashing Magazine - Design Disease - Blog and Web - Dilectio Blogger Template