Dokuzuncu Sayfa

Bugün farkettim ki, benim için bilim kurgu sinemanın doruk noktası kesinlikle ve kesinlikle "Geleceğe Dönüş" serileri. Ve kendi içimde o kadar doruklara oturtmuşum ki bu filmleri, diğer bütün bilim-kurgu filmlerde bu filmde aldığım zevki alamıyorum, ve bu seri gibi 489 kez tekrardan seyredemiyorum.

Zaman yolculuğu fikri o kadar güzel geliyor ki bana, her seyredişimde oturup hayal kuruyorum, üniversiteyi bitirmenin eşiğinde olmama aldırmadan oturup saatlerce "zaman yolculuğu" hakkında hayal kurabiliyorum. ilk kez küçücük bir çocukken seyrettiğim bu filmin hayatıma artı yöndeki en büyük katkısı bu olmalı sanırım, yaratıcılığımı ve boş boş hayal kurmanın o mükemmel tadını bana ilk kez tattıran film olması. Divx lerini indirileri baya oluyor ama bugün Handan'ımla tekrar seyrederken kendi kendime söz verdim, kesinlikle önümüdeki ay harçlığımı alınca gidip DVD setini alıp rafımın en baş köşesine koyacam, hadi bilemedin bir dahaki ay..

Bir filmi sevmek ayrı birşey de, her seferinde aynı heyecanı yaşamak salaklık mı acaba ya ? bugün onu düşündüm. o saat kulesinden o kablo düştü ya "aha hasktr kesin yetişemez kaldı marty 1955 de kesin, mümkünatı yok" tarzında bir düşünce içine girmeyi hangi mantık hangi ruh hali açıklayabilir ki ? sanırım çocukluğumun favori filmi olması ve her seyrettiğimde beni 10 yaşıma geri götürmesi ana unsur bu konuda.

Sadece Geleceğe Dönüş serisinde değil, tekrarını seyrettiğim pek çok şeyde aslında bu düşünce kafamdan geçer çoğu zaman. Mesela Friends seyredenler bilir. The One Where Ross and Rachel takes a Break bölümünde, o meşhur kavganın ortasında Ross bir an duraklar ve "Is this about Mark?" der ve o anda zincirleme bir reaksiyon başlar ve hem komik hem de üzücü fakat dizinin kalan 7 sezonuna malzeme verecek olaylar başlar, Ross ve Rachel ayrılır. Ve ben bu bölümü her izleyişmide ( evet tekrar tekrar seyretmekten bıkmayacağım bir başka şey de Friends'dir.) "ulan bak birazdan is this about mark diyip herşeyin içine sıçıcaksın, ulan bak akıllı ol deme şunu!" fln diye düşünmeden edemem.

Bir de aynı duyguyu futbol maçlarının gece 2 den sonra verilen tekrarlarında yaşıyorum, büyülü bir gücüm olsa ve o topu 5 santim sola kaydırsam ve gol olmasa ve bütün o anda o maçı seyredenler dumur olsa, "lan!? bu goldü!? daha 4 saat önce stadda seyrettim goldu!? nası olmaz!?" falan diye böyle Allahları şaşsa. ahaha.

Hayal kurmak, hem de böylesine boş boş hayaller kurmak çok lezzetlidir netekim.

tadına doyamazsınız.

tavsiye ederim.

Lanet olsun benim kırtasiye ve yeni şeyler deneme tutkuma, umarım sayfada yaptıklarımı beğenmişinizdir, defterimi süsliyim dedim

4 comments:

triancula dedi ki...

tam da bahsettiğin bölümü izlemiştim bikaç gün önce. friends candır. o sahne de enfesti. bölüm oalrak hatta.

Mert... dedi ki...

kesinlikle katılıyorum. bir de aynı güzellikte chandler'ın monica ya evlenme teklif ettiği bölüm var ki, seyretmediysen hemen seyret derim

triancula dedi ki...

sıpoylırın allahı oldu ama bu! :)) gerçi tahmin ediyordum ben ama sakın kaçrıma ağzından bişe başka :)))


smelly cat, smellllllly caat :))))

Mert... dedi ki...

ahahaha :D cok pardon ya 10 sezon diziyi evire çevire tekrar seyrettiğim için, diziyi yeni seyreden biri olduğu hiç aklımdan bile geçmedi :D kusura bakma başka bilgi alamazsın benden :D


what are they feeding you! :D

Copyright © 2009 - Ben ve Kendim - is proudly powered by Blogger
Smashing Magazine - Design Disease - Blog and Web - Dilectio Blogger Template