Daracık pis merdivenlerden çıktı. Kapının üzerindeki pirinç isim tabelası düşmüş tek çivi üzerinde sallanıyordu. Bu yüzden kapıyı vurmak yerine zili çalmayı seçti. Kapıyı hayattan bezmiş gibi gözüken siyah kazağı ve siyah bir gözlüğü olan kız açtı. Cansız bir sesle, "Beyaz Sayfa kliniğine hoşgeldiniz doktor birazdan sizinle olacak lütfen bekleyin" dedi. Odaya girdi ve her seferinde ilk defa görüyormuş gibi okuduğu dergilerden birini alıp okumaya başladı. Yoksa gerçekten ilk defa mı görüyordu? Buraya o kadar çok gelmişti ki tam emin olamıyordu. Yaklaşık 20 dakika bekledikten sonra muayne odasından yanında bir hastayla çıktı ve bekleme odasından geçerek hastasını kapıya kadar geçirdi. "Bu akşam rahat uyuyamıyabilirsiniz ama bu tamamen normal, bir sorun olursa yarın beni arayın, kartımı cüzdanınızın iç cebine koydum" dedi ve kapıyı kapattı. Kafasını bekleme odasındaki kanapeye çevirdiğinde onu gördü. "Ooo, hoşgeldiniz 2 ay içinde 4. kez burdasınız, bu alışılmadık birşey" dedi ve güldü. Adam gülmedi. "O kadar oldu mu gerçekten ya?" diye içinden düşündü. "Muaynaneye geçelim orda konuşuruz dedi." Çok net olmasada resepsiyonist kızdan hoşlanmadığını hatırlamıştı. Ya da böyle birşey hiç yoktu ama o an öyle gelmişti. Emin olmaktan vazgeçeli çok olmuştu. Muaynanenin kapısını kapattılar. Doktor masasına geçti. " Bu sefer sorun nedir acaba?" dedi. "Mutlu değilim. Olamıyorum. Kız arkadaşım beni terk etti. Hayatta hiçbirşeyi başaramayacağımı düşünüyorum" dedi yere bakarak. "Kısa sürede bu operasyonu tekrarlamanın yan etkileri olabilir, bir kaç test yapabilirim ama karar yine sizin tabiki" dedi doktor. Adam kafasını yerden kaldırdı ve doktorun suratına baktı. Bir kaç saniye bu beyaz saçlı ve çerçevesiz gözlüklü adamı süzdü, birşey hatırlamaya çalışıyor gibiydi. "Yanlış hatırlamıyorsam buraya ilk geldiğimde, para dışında hiçbirşeyle ilgilenmediğinizi söylemiştiniz" dedi ve ardından ekledi, "Yan etki falan değil. Sorun bende. Ben mutsuzum ve ben yetersizim ve hayatımı sevmiyorum. Düzgün düşünemiyorum. Kazandığım parayı her gün başka bir barın köşesinde eritip, sabaha aynı mutsuz hayata ve aynadaki aynı mutsuz görüntüme uyanmaktansa, bu işi tek seferde bitirmek istiyorum" dedi ve ekledi "Gerçi bunları zor da olsa hatırlayabildiğime göre çok da iyi bir iş çıkardığınız söylenemez, ama kahretsinki param sadece sizin gibi kaçak iş yapanlara yetiyor" Gerçekten de doktor, adamın suçlarcasına yaptığı bu konuşmaya hiç aldırmamıştı. Aksine ekstra iş çıkmadığı için mutlu bile olmuştu. İlgilendiği tek şey paraydı. Adam hasta koltuğuna oturdu. Doktor kirden rengi siyaha dönmüş olan kabloyu yerden alıp adamın ensesine sabitledi. "Komple format atıyorum?" dedi. "Evet, sadece en temel şeyler kalsın. Türk olduğumu, 42 yaşında olduğumu İstanbul'da yaşadığımı ve adımın Celal olduğunu, bilirsiniz işte çocukluk anıları falan.. Temel şeyler" dedi adam. "Yani bütün o yabancı dilleri, yurt dışı eğitiminizi falan bu sefer istemiyor sunuz? Bunları temelli silersem geri dönüşü olmaz biliyorsunuz?" diye sordu doktor, çok da umursamıyordu aslında. "Hiçbirşeyi istemiyorum, belki bu sefer gerçekten mutlu olurum" dedi. Doktor belli belirsiz, "keyif senin, para senin" dedi ve düğmeye basmak için duvara doğru yöneldi. "Ha yanlız, Yann Tiersen'i çok sevmek istiyorum, formatladıktan sonra onları atarsan sevinirim" dedi, "hayat bir fon müziği olmadan çekilmez". Anladık manasına gelircesine kafasını salladıktan sonra doktor düğmeye bastı. Büyük çok parlak bir ışık. Gözlerini açtığında yatağındaydı. İçeriki odadan Summer 78 ' in notaları duyuluyordu. "Ne güzel bir müzik bu!" diye düşündü ve yataktan kalktı.
Evet bende "Eternal Sunshine of the Spottles Mind" seyrettim. Evet bende etkilendim. Evet bende hayata format atmak hayali kurdum.
Evet bende "Eternal Sunshine of the Spottles Mind" seyrettim. Evet bende etkilendim. Evet bende hayata format atmak hayali kurdum.

0 comments:
Yorum Gönder