Yağmurun çok güzel yağdığı, üzüntüden çok huzur verdiği ender sabahlardan biriydi. Uyanmasına rağmen yataktan çıkmamıştı. Gri rengin hakim olduğu odasında kalkıpta yeni bir güne başlamak için gerekli motivasyonu bulamıyordu. Bunun yerine, çarşafı yorganı birbirine girmiş yatağında dönüp durmayı tercih etti. Kafasını yastıktan kaldırıp masanın üzerindeki saate baktı. Beklediği kişinin şu dakikalarda kapıyı çalması gerekti. Kafasını tekrar yastığına gömdü. Yastığı bütün gece deliksiz uyumasından dolayı kafasının şeklini almıştı, sıcacıktı. Kapı çaldı. Yataktan kalktı ve kapıya doğru yürüdü. Koridorda serin bir rüzgar esiyordu. Ya da en azından o, koridorda yürürken üşüyordu. Otomatiğe bastı ve kapıyı araladı. Mutfak camının önüne yağmur damlaları vuruyordu ritmik bir sesle. Ayak sesleri yankınlandı apartmanın içinde. Küçük ayaklardı bunlar, seslerinden belliydi. Sonra kapı aralandı ve kız içeri girdi. Küçük pembe şemsiyesini köşeye koydu ve botlarını çözmeye başladı. Merhaba bile demeden içeri yürüdü çocuk ve yatağına yattı. Yatak sıcaktı. Botlarını çıkardıktan sonra kızda onun peşinden odaya yürüdü. Suratı düşmüş, içi burkulmuştu. Yatağın köşesine oturdu ve sırtını duvara dayadı. Camdan dışarı bakarken, alt dudağı belli belirsiz titriyordu. "Bir merhaba bile demiyecek misin?" dedi gözlerini camdan ayırmadan. Çocuk "Merhaba" dedi o da kafasını yastıktan kaldırmadan, gözlerini tavandan ayırmadan. "Beni artık sevmiyorsan söylemelisin. Böyle kaba davranmana gerek yok" derken gözleri dolmuştu bile. "Seni ne kadar sevdiğimi çok iyi biliyorsun" dedi ve yataktan doğrularak yanına oturdu, sırtını duvara verdi. Kızın gözlerindeki rimel siyah bir şerit gibi yanaklarından iniyordu. " O zaman böyle yapmamalısın. Kavga ettiğimiz bir akşamın sabahında hem beni yanına çağırıp sonra da yoksayıp bir merhaba demeden gitmemelisin. Ben sana böyle yapmıyorum" dedi. Suratını ellerinin arasına aldı. Küçük bir kızken de aynen böyle ağlardı. Çocuk kolunu omzuna attı ve başını göğsüne yaslamasını sağladı kızın. Camdan dışarı baktı. Yağmur hiç hızını kesmemişti ve rüzgar gülü delicesine dönüyordu. Kafasını kızın başının üzerine yasladı. Gözlerini sımsıkı kapadı ve o da ağlamaya başladı. "Ben seni çok seviyorum, bunu sende biliyorsun." diye tekrarladı. "O zaman neden ağlıyorsun?" diye sordu kız. "Ağlamak, o kadar da huzurlu ve o kadar da ihtiyacım olan birşeydi ki.." diye cevap verdi cocuk, "ve sen tanıdığım insanlar arasında, en güzel ağlayansın" diye ekledi. İkisi de sarıldılar sonra. Birbirlerinin suratlarına, şişmiş gözlerine bakıp kahkahalarla gülene kadar sessiz sessiz ağladılar.
Günün Fotoğrafı
1 gün önce

1 comments:
yaaaaaaaaa.........
bissürü yazım yanlışı var ama umrumda dyl...
ne biçim yazmışıııııııııın....
Yorum Gönder